logo
ok ok ok ok ok ok ok ok
ÇOK OKUNANLAR
ATV dizisi genç kızları pavyona özendiriyor
Göl ve cips ... Muhteşem yemek sanatı
Hadi Bayram da tebrik kartı atalım.Eskiden olduğu gibi :)
SUÇLU ÇOCUK MU, SUÇA YÖNLENDİRİLEN ÇOCUK MU?
İyi Bayramlar Olsun, Herkese, Tüm İnsanlığa

YORUMLAR
Ramazan bayramı bereketiyle, bolluğuyla gelsin, tü
bu konuyu bende çok yakın takip ettim aynen
Bayram Gelmiş Neyime
kayıp Sinem Yurdanur öldürüldü bence pavyon mavyon
Avcılar Belediye Başkanı'na ihraç istemi varmış. ç

09-09-2010
  ok Ana Sayfa
  ok Gündem
  ok Bilge Kadın
  ok Edebiyat
  ok Eğitim
  ok Foto Galeri
  ok Kadın Haberleri
  ok Görmeden Geçme
  ok Sağlık
  ok Kadınlar Pazarı
  ok Medya
  ok Bugün ne pişirsem
  ok Gülümse
  ok Çocuk
  ok 5 M
  ok Düşünce
  ok Ev Hali
  ok Araştırmalar
  ok Müzik
  ok Kültür-Sanat
  ok Pratik Bilgiler
  ok Özel Dosyalar
  ok Röportaj

KADINHABER ÖZEL
SBS,LGS, VS Sınavlarının soruları da çalınmış olabilir mi ?
Günlerdir süren KPSS artık herkesin kafasını karıştırıyor. Boşa emek harcanıp, k

VİDEOLAR
Cem Karaca- Allah Yar
2010 Ramazan TRT
Hüseyin Turan
Alaydım Elin Elime
Ömür Dedigin-Emel Taşçıoğlu
İsmail Cartılı-Dudu Hakkı
Tüm Videolar

RÖPORTAJ
Tolga Çevik:'Karım yeter eve gel derse, dükkanı kapatırım !'
Komedi Dükkanı'nın yıldızı Tolga Çevik, asker dönüşü ilk kez konuştu

ANKET
12 Eylül Referandumunda ne diyeceksiniz ?
Evet
Hayır


Anket Sonuçları

TARİHTE BUGÜN

XL GENÇLİK :) Gülmek isteyenlere :::))

Gençlik mi? Nereye mi gidiyor? Oraya, buraya,şuraya :) Çok güzel bir yazı... Bayılacaksınız...


iyi Pazarlar,

Bu Pazar birkaç saat fazla uyumak, yahut tumturaklı bir kahvaltı hazırlığına girişmek pazarı değildi benim için. Maaile başında oturulası ballı, kaymaklı, gözlemeli, bazlamalı, hani öğle yemeğine gerek bırakmayacak uzun uzadıya bir keyif sofrasına hiiiç vakit yoktu. Sabahın erkeninde uyanıp işe gitme pazarıydı bu. Evden çıkma telaşı arasında serde annelik varken, üstüme vazife işler de yok değildi. “Köpekler ana olmasın” derdi rahmetli babaannem”; kızlar üşenir de ısıtmazsa buz gibi içmesinler diye sütü, rahat sürülsün diye tereyağını dolaptan çıkarmayı, iki yumurtayı haşlayıp tezgah üzerinde ılınmaya bırakmayı ihmal etmedim. YGS pazarı olduğunu da hatırlayıp bir an önce attım kendimi dışarıya ki kalabalığa yakalanmayayım, daha otobüs bekleyeceğim. Vardığımda kampüs durağı yeni yeni hareketleniyordu. Bekleşen gençlere bakılırsa öyle birkaç dakika ile otobüs kaçırmışlığım da yoktu üzüleyim.

 

İlkbahar sabahında dışarısı ne harikaydı. İşe gitmek olmasa, geceden tazelenmiş berrak havada, kent ormanının içlerine doğru bir yürüyüş ne hoş olurdu. Neyse ki aileleri refakatinde YGS için gelen lise son sınıf öğrencilerinin telaşını izlerken beklemek sıkıcı olmadı. Ne kadar heyecanlıydılar kimbilir? Hayatlarının sınavı bu kuzucukların ne yapsınlar. Gerçi kuzulukları okula başlayana kadar; sonrasında yarış atlarımız bizim onlar. Birkaç başörtülü kız, önce girişte ayrılmış barakaya yönlendiriliyorlar örtülerinden sıyrılmak için. Zira sınav mühim, başları üzerinde birşey kalmasın beynin çalışmasına engel çengel. Memleketimin geleceği onlar, öyle böyle sebepten harcanmaya gelmez... Sonra baraka önünde kuyruk. Bir tarafta üniversiteye girmeye çabalayanlar, bir tarafta girmiş olup onların telaşını izleyenler aynı durakta. Herkes bunu düşünüyor olmalı ki yanımda bekleşen gençlerden birbirlerine sarılmış ikisinin kız olanı “ Yazzıık, geçen yıl biz de böyle heyecanlıydık değil mi aşkııımmm?” diyerek daha da sokuldu delikanlıya. Gözümün ucuyla bakıyorum, aferin sana diyorum içimden “Bak kazanmış heyecanı atlatmışsın. İlk senede yakışıklı bir delikanlıyı bile garantiye almışsın, afferin sana.” Neyse, genç onlar, adı üstünde delikanlı... Kız akıllı; ailesinden uzakta güvenilir bir arkadaşı olmuşsa ne şans. Fakat gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki; böyle birbirlerini garantilemiş olanlar halk otobüsünde zarar. Birbirlerinden gayrısını görmez gözleri. Fakülte hastanesinin romatoloji polikliniğinden  çıkmış yaşlı amca elinde bastonu, kolu altında rontgen filmleriyle dikilir de başlarında, ayrılıp yer vermez birisi. Bir an bile birbirlerinden ayrı durmaya katlanamazlar. Çoluk çocukturlar gözümüzde ya; kendilerince büyümüşlerdir onlar. Erken gelip oturmaktır marifet otobüste. Yaşlılara yer vermek çocukluk hikayelerinde kalmıştır. Memleketimin geleceği  “L” gençliktir artık onlar. Bebekliklerinden beri rahatlıklarına pervane olduğumuz nesil; biz yaptık.

 

Böyle suizan ile genellemek de doğru mu? Belki bu ikisi sandığım gibi değildir” derken otobüs yanaşıyor durağa ve bomboş hem de. Bizim gençler gözetimimde yaşlılara yer verme sınavından muaf böylece. Hazırda ücretimi verip öndeki tekli koltuğa yerleşiyorum, gençler de yan tarafa. Onların önünde ters konulmuş koltuklar var. Şoförün arkasında yerden kazanmak için. Pek oturmak istemezsiniz, karşınızdaki sizinle değilse camdan bakacağım diye boynunuz tutulur. İnerken de üzerine düşmemek veya ayaklarına basmamak sıkıntısı  cabası...Ooo ben bu ayrıntılarla uğraşırken ne görüyorum?  Dakika bir, gol bir. Teşhisde eksik var fazla yok. L değil XL imiş bizim gençler, çok rahatlar çoook. İkisi birden pat! diye karşı koltuklara uzatıveriyorlar ayaklarını, koca botlarının tozuna aldırmadan. Keşke beni haksız çıkarsaydınız, oldu mu şimdi? Bir botlarına, bir yüzlerine baktığımı görüyorlar ama özgüvenleri yerinde ya da otobüs babalarının hiç istiflerini bozmuyorlar. Delikanlı biraz tedirgin sayılır; bana bakıyor gözucuyla. İyi de otobüs babalarınınsa benim işim ne yanlarında? Yok ben rahat olamayacağım, dilim karıncalanmaya başlıyor ama uygun üslubu kolluyorum. Birkaç uyarı cümlesi geçiyor kafamdan hızlıca, birbirine karışıyor. Aslında kinayeli bir şekilde “patilerinizi indirir misiniz çocuklar?” demek istiyorum ama olmaz şimdi eleştirinin de yapıcısı yakışır, sabırla kazanmak gerek gençleri. Ağırbaşlı, gülümseyen ama size yakıştıramadım tavrıyla “Birazdan birilerinin binip oturacağını düşünebiliyorsunuz değil mi?” diye bir cümle sarf ediyorum. Delikanlı mahcup bir şekilde: "Nasıl? Ha, evet" diyerek indiriyor ayaklarını. Genç kız anlamamış halde, uyar bir refleksle aynı şekilde hareket ediyor. Fakat aniden pişman yaptığından, hoşnut olmuyor uyarılmaktan. Öyle ya; kimim ki ben babalarının otobüsünde? Gideyim hijyen kontrolümü evimde yapayım; sabah sabah anne titizliğinin işi ne yolda izde? Küçük hanımın kendinden büyük başka bir kadının tahakkümüne tahammülü yok, anlaşıldı. Hele de aşkının yanında küçük bir kızmış gibi kimse ona  annelik, ablalık taslamasındı. Eminim içinden “Kimsin sen yaaa? “ diye de söylenerek botlar patt!! yine koltukta. Öyle olmaz böyle olur misali... Gözleri aşkına çevrilip, başını omzuna dayıyor. Belli ki bu bakış üzre delikanlının gönlü pervanedir, “perva” nedir bilmiyor o da. İleriye dönük “sana tabiyim, öl de ölürüm” mesajıyla paatt! onun botlar da karşı koltukta yer buluyor. Aşkın dayanışması. İşte, sınır tanımayan özgür gençlik budur, rahatlık her koşulda mümkündür. Büyüklerin yanında uzun oturulmaz diye bir kural bizim nesile özgüdür. Tuvalete girilmiş ayakkabıları oturacak yerlere sürtmekte mahsur yoktur, biz yanlış öğrenmişiz. Koli basilinin, beta hemolitik streptokokların garezi bizedir.

 

Ben yanlarında boşuna ötüp morarmış teyzeleri olarak gençlerin, botları da koltuklarda gidiyoruz öylece.. Olsun severim ben moru, adam olana  laf bir kere. Öyle, ya sabır... Evde iki pabuç dilli zamane cadısı bana yetmiyormuş gibi yolda, sokakta elalemin çocuğunu da gözüme kestirirsem hizaya sokacağım diye olacağı budur. Aslında böyle hallerde tutacaktım ben dilimi, konuşmayacaktım, mana vermeyecektim benim kızlar büyürken, ne olacakları henüz belli değilken, “eşeğin sevmediği ot burnunda bitermiş” diye bir atasözü varken. Fakat yok, benimkiler de densizlik ederse, razıyım bildirilsin hadleri. Delikanlı cebinden bisküvi paketini çıkarıp hanım kızımıza ikram ediyor ben iç muhasebemi yaparken. Ağızlarındaki cikletleri ne yapacaklarını bilemiyorlar şimdi. Gülüşerek koltuğun altına yapıştırıyorlar, abarttım zannetmeyin. Çok eğleniyorlar çoook, neşeli gençlik onlar, içimiz geçmiş bizim. Öyle mutlu mesut  seyrü seferimizde iken bol yolculu bir durakta duruyor otobüsümüz. Önde pirüpak giyinmiş yaşlıca bir hanım ve kızı yaşlarında biri birlikte binecek oldu ilkin. Yaşlıca hanım, çantasından bozukluklarını bir türlü toparlayamayan kızını iterek ilk boş yere oturmak için acele eder haldeydi. Hani otobüste tansiyondan hemen başı dönen, gezmelerde kendi ev terliklerini, namaz örtmelerini çantalarından eksik etmeyen üsturuplu hanımlardan. Evet evet, bir Pazar günü akrabanın mevlüd okumasına erken giden ana-kız onlar. Öyle istiyorum ben, değilse de öyle olsunlar. Ve şimdi gelip bu gençlerin botlarını sürttüğü koltuklara temiz üst başlarıyla otursunlar gözleri görmedi diye olur mu? Olmaz tabii kadın dayanışması diye bir şey de var. Hemen çantamın ön gözünden böylesi haller için duran ıslak mendil paketini çıkarıp elime geleni çekip uzattım hanıma. Şununla koltuğun tozunu alıverseniz iyi olur, çocuklar tepindi sizden önce diye ekleyerek. "Ah sağolun sağolun, millette düşünce mi kaldı, çoluğu çocuğu zaptedemiyorlar. Bir yere bastırıp, bir tepeye çıkartıyorlar kardeşim" diye söylenip sürttü mendili kendinin ve kızının koltuğuna da. Elindeki çöpü çantasından çıkardığı bir poşete hapsetti, koltuğun altına atmayı aklından bile geçirmeden. Benim rengim eflatuna dönmeye başlarken, cici gençlerinki çoktan mora çalmıştı. Hem de mosmora... Gençlerim sus pus olmuş, cikletlerine değil bakışlarına yer bulamıyorlardı bu kez. Ben rahatlıyor, "XL" oluyorum, onlar daralıp "S" oluyorlar. Besbelli mahçuplar. Olsun, bu da yeter; kendini bilmek marifet...
 

Seviyoruz her halükarda, yarınımız bizim onlar. Birgün zannettikleri kadar büyüyecekler. Bizden iyi olacaklar. Bizden çok bilecekler, aratmayacaklar. Koruk suyu helva, dut yaprağı atlas zamanla. Herşey sabırla, umutla, sevgiyle, inançla...  


Ülkü Uslu


2010-04-22 11:31:21


Arkadaşına gönder

Yorum ekleyin
 Lütfen yorum, eleştiri ve beklentilerinizi bize iletin.
Adınız :
Emailiniz :
Yorumunuz :
  
Yorum sayısı : 12 Bütün yorumlar...
GÜLTEN 2010-05-11 13:17:03 - 
Bizler çocuklarımıza bizler gibi ezilmesinler, öz güvenleri olsun diye hak aramayı öğretirken terbiye vermeyi unutuyoruz. Çocuklarımıza sahip çıkalım....

GÜLŞAH 2010-04-29 10:48:00 - 
Çocuklarımıza doğru davranalım kişiliklerine saygı gösterelim kendilerine güvenli bir nesil yetiştirelim derken... Doğru davranmayı öğretmeyi atlıyoruz. Ebeveyn olmak çok ince bir çizgi maalesef...

huriye 2010-04-26 20:39:56 - 
üst katımdaki öğrenci gençleri hatırlattı. elimle besliyorum tepemde tepiniyorlar


Son 10 yazı... Tüm yazılara ulaşmak için...
ADnet Reklamları Siz de reklam verin
ARAMA

YAZARLAR
Ülkü Selvi Uslu
GİT BAŞIMDAN BAKLAVA!
Bir tarafım masa başı çalışanıyken, ruhum ev kadını annem.
Şebnem Güler Karacan
Kedi gibi mırıldanan kadınlar ve onlara koşan erkekler...
Son zamanlarda sıklıkla gördüğüm aldatma aldatılma vs olaylarında gördüm ki...Ke
Betül AŞIK
Sana Yürüyorum Karanlıkta...
Cırcır böceklerinin sesleriyle şenlenmiş karanlık bir yolda yürüyorum sana ulaşa
Gülenay Pınarbaşı
Şeyh Galib'e Saygı
Kendine hoşca bak; sen dünyanın özüsün. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insans
Havva Türe
EYVAH! İFTARA MİSAFİR VAR
Birkaç gün üst üste iftara davetli olup, orucun da rehavetiyle bütün işleri seri
Av.Alev Sezen
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI GÖREVDEN ALINMALIDIR!
AKP döneminde başlayan kilise restore etme ve ibadete açma furyası son sürat dev
Elif Kavakçı
Veda
Teksas'ta, güneyin sıcağını, rahatlığını, yavaşlığını ve huzurunu bırakıp, kuz
Deniz Arcak
Kadın olmak, Aaaa Evet Şöyle ki;
Tüm Yazarlar

KONUK YAZARLAR
Sema Karabıyık
Öğrencisiz Öğretmenler!
Atamasını bekleyen, her güne hayalindeki mesleği insanca koşullarda yapabilmek i
Abbas Güçlü
SINAV İMPARATORLUĞU SARSILDI
TUS ve KPPS ne olacak?
Amberin Zaman
Emine Erdoğan'ın öğrettikleri
Pakistan Ziyareti
BEJAN MATUR
İndus Vadisi'nde merhamet yolculuğu
İndus Vadisi sular altında kaldığı için midir bilmiyorum, bana bitmez tükenmez g
Tüm Konuk Yazarlar

İLANLAR
Tüm İlanlar

LİNKLER
Tüm Linkler


E-mail
Ana Sayfa | Hakkımızda | Bize Yazın | İletişim | Gizlilik Şartları
www.kadinhaberleri.com'un her hakkı saklıdır.
Site Üretim-