Ahmet Özhan Fatih Ali Emiri Kültür Merkez'inde Hz Hüseyin'nin şahadeti dolayısıyla Şahadeti Seb konulu konser verdi. Muharrem ayı ve bu ayın 10. gününde Peygamberimizin gözünün nuru Hz.Hüseyin'nin tarihte görülmemiş şekilde hunharca katledilmesinin matemine yazılan ilahiler Ahmet Özhan'nın deyimiyle "nutku şeriflerden" oluşan bir repertuar ile dinleyicilerinin karşısına çıktı.
Şiir demiyorum dedi çünkü şiirler belli kurallar ile yazılır ama nutku şerifler mana itibariyla yazılır.
Ben Ahmet Özhan’ı konserler başladığından beri takip ediyorum ama ilk defa salon bu kadar doldu. Tıklım tıklım dolan salonun bir müddet sonra kapılarını kapattılar. Çünkü insanlar sahne önüne kadar yerlere oturmuşlardı. Bu da insanlarımızda Ehlibeyt sevgisinin ne kadar fazla olduğunu göstermesi açısından oldukça anlamlı. İki saata yakın süren konserde insanlar gözyaşlarıyla dinlediler. Hz. Hüseyin ve Ehlibeytle ilgili o kadar duygulu nutku şerifler okundu ki ağlamamak mümkün değildi.
Belki Muharrem ayı ile ilgili söylenecek çok söz var ama Cenab-ı Hüseyin’nin hak ve adalet uğruna şehid edilişi tüm bunların üstünde diyerek sözlerine başlıyor. Peygamberimizin(s.a.a) size iki değerli emanet bırakıyorum biri Kur’an diğeri Ehlibeyt’imdir. Bu ikisinden ayrılmazsanız kıyamet günü Havzı Kevser’de beraber oluruz diye buyurduğu hadisinde, Kur’an, yazıdan oluşan kuru bir kitap onu canlandıran, hayata sokan, yaşayan, Kur’an ise Ehlibeyt’tir. Bu ikisinden asla ayırlmayın sözü ümmet için bir kurtuluş düsturudur... Bu ikisi etle tırnak gibidirler ayrıldığı zaman o yüce kitap topluma gerektiği mesajı veremeyen bir kitap haline gelir.
Allahu Teala tecelli etmek istemiş Nuru Muhamediyye’yi yaratmış. Zaten varlığın amacı Nuru Muhammediye’dir. Herşey O’na(s.a.a) göre bir şahsiyet bir gerçeklik bir değer bulur. Bu tüm eşya için geçerlidir.
Sohbete ara vererek...
Hüseyin sebilci’den Nuru Muhammediye’yi anlatan Rast bir ilahi ile programa başlıyor.
Ey güzellerden güzel nur Rasulu Kibriya......
İlahiden sonra Ahmed Özhan sohbetine devam...
Sadece bir vücut vardır. O vücudun sonsuz hikmeti sonsuz ilmi,sonsuz sevgisi bu alemi kaplamıştır. Bizler de aleme vahdet gözüyle bakmalıyız. Alemde ki yeri itibariyle bir Arjantinli ile bir Türk’ün arasında fark yoktur. Irksal söylemleri gündeme getirmemek lazım. Tüm dengeleri hukuk düzenlemeli.
Her güzelliğin tek bir güzelliği vardır. O da Nur-i Muhammediyye (s.a.a)’dir.O’da Arap’tır ama Arap’larla sınırlamamak lazım O nur evine yani Ehlibeytine de hem bedeni hem de ruhi olarak geçmiştir. Kuran-ı Kerim’de söylendiği gibi Allah onları tertemiz kılmıştır.
Ama maaalesef o Ehlibeyti Kerbela’da susuz şehit etmişlerdir. Cenab-ı Hüseyin 6 aylık oğlu Ali Asgar’a bir damla su istemiştir okla cevap vermişlerdir caniler.
Eğer bugün İslam yeterince tanınmıyor, hakkıyla bilinmiyor ve yaşanamıyırsa, bunun bir sebebini de Kerbala'da aramak gerekir.
O Nur’u yeryüzünde söndürmek istemişlerdir ve bir miktar da bilinmemesine, tanınmamalarına sebep olmuşlardır.
O Ehlibeyti sırf akraba gibi algılamamak lazım.. Onlar O (s.a.a) nurun yeryüzündeki yansımalarıdır.
Yine şahane bir ilahi arası....
Kenan Rıfai hazretlerinin bir güftesi ile devam edildi...
Ey Hatice annemiz...Vefakar, cefakar, Fatımatüz Zehara’nın annesi... Hasan ve Husyen’nin .. Ali’nin.... Ehlibeytin masdarı....vaildemiz, validemiz ey Hatice annemiz.... gibi sözlerle devam eden duygulu bir ilahi..
Nuru Muhamedidiye’nin ilk farkına varan bir kadın. O’da Hatice’dir. İlk iman eden, destekleyen ...İşte böyle bir Ehlibeyt. Varlığa hediye olarak yaratılan Fatıma, İslam sancağının burcu Şah-ı Velayet Ali, Hasan ve Hüseyin...
Seyyid Nesimi’ye ait Neveser makamında 12 imamı anlatan şahane bir ilahi daha
Alem yüzüne saldı ziya Ali Muhammed .....
Ahmed Özhan sohbetine devam. İlahileri kadar sohbeti de canı gönülden dinleniyor...
İmametin ve Hilafetin temsilcisi, nur nesil, hem maddi alem hem de manevi alemin işlerini tanzim etmek adına bir sülale... Rasulullah’ı temsil noktasında bir aile. Nasıl ki Muhammed (s.a.a) Allah’ın yeryüzündekini nurunu temsil ediyorsa Ehlibeyt ‘de Muhammed’in nurunu temsil ediyor.
Ehlibey’tin herşeye layık olduğunu kabul etmeyen, içine sindiremeyen o coğrafyada lider olmaya biz daha layıkız diyen ve bunu genleriyle içlerinde taşıyanlar Ehlibeyt’e zulüm ettiler, katlettiler.....
Şeytan da kendi yeteneklerini iddia ederek Adem’e secde etmemişti. Ehlibey’te zulüm edenler işte bu İblis’in soyudur. Ehlibey’tin ümmet üzerindeki manevi konumunu kabul etmek istemediler. Biz ehlibeyte maddi ve manevi sahip çıkıyoruz.Zulüm edenler tarfında olmayız. Doğrunun ve doğruların peşinden gitmek bizim ilkemiz olmalı.
Kerbela vakası doğrularla yanlışın karşılaştığı meydandır. Cenab-ı Hüseyin’e Kufe halkı 18. 000 davet mektubu göndermişti. Cenabı Hüseyin Kufe halkının vefasızlığını bildiği halde bu davete gitmemezlik edemezdi. O gendi başına gelecek olan “Kaza”dan haberdardı ama görevi “ben başıma gelecekleri biliyorum” diye de reddemezdi. Aynı dedesi Mumammed Mustafa (s.a.a) gibi başına gelecekleri bildiği halde tüm savaşlara katıldı.
Cenab-ı Hüseyin yolculuuk sırasında ne yapması gerekiyorsa yaptı. İnsanları bu katliamdan vazgeçirmek için elinden geleni yaptı. Yol boyunca bozulan dini yaşantıdan, dedesinden duyduğu sözleri ve Kur’an ayetlerini hep anlatı, hiç durmaksızın. Şehid oluncaya kadar...
Onlarda Cenab-ı Hüseyin’nin içlerindeki en değerli biri olduğunu biliyorlardı. Ama nefisleri onları zulme götirdü. Makam , mevki saltanat sevdası onları katil yaptı.
Kerbela vakası tüm arifler, alimler filozoflar ve tüm insanlar için öğütler, örnekler, şahitlikler vardır. Gerçek bundan ibaret. Hakkın ortaya çıkması, hakkın yaşanması için nerede durulması gerekiyorsa orada durmalı.. Bizim ahlarımız, vahlarımız bunun için olmalı...
Dünya hayatı geçici aldanmamak lazım.... 60-70 yıllık ömür hangimizin hırsına yeter... 20 sende dünyayı kazanamayız ama 20 senede kendimizi arındırıp Rabbimizin huzuruna tertemiz çıkabiliriz. Meseleye böyle bakmak lazım. İşte Cenab-ı Hüseyin de dünya hayatına böyle baktığı için kendisini ve alini Kerbela’da şehit verdi... Bizler de doğru insanları bulup onlara tabii olmalıyız. Hala nefes alabiliyorsak tevbe etme, özür dileme imkanımız var demektir.
Kerbela olayı boşu boşuna olmadı...Oradaki nuru, doğruyu görmek ve onların yolundan gitmek lazım..
Sohbetin bitişi...
Güftesi Muzaffer Özak'a ait Kerbela'da dökülen kanın kutsallığını vurgulayan kalplerimizi derinden yaralayan hüzünlü bir nutku şerif;
Geçeriz dünyada canı canandan
Kerbelada akan kandan geçmeyiz
Geçeriz ukbada bağı cinandan
Kerbelada akan kandan geçmeyiz
Hüseyin bizim canımız cananımız
Hasan dahi dinimiz imanımız
Kırılsak da pirimiz civanımız
Kerbelada akan kandan geçmeyiz.
Ahmed Özhan, ilahinin iki kıtasını okudu geri kalan kıtalarını ise şiir olarak bizlere sundu.
Hicaz makamındaki ilahilerden oluşan potbori ile programını bitirdi.
Bir sohbetli Ahmed Özhan konseri de gönüllerde Hüseyin aşkı bırakarak sonlanmış oldu.
Bizlerde de dinleyiciler olarak Hem Fatih Belediyesi’ne hem de Ahmet Özhan beyefendiye teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Ehlibeyte sonsuz selatü selam, Onları katledenlere sonsuz lanet....
Yasemin Çoban
yasemen.2@hotmail.com